“Gezi yazısı” ne demek?

“Gezi yazısı” ne demek?

Wikipedia’ya göre, bir yazarın gezdiği, gördüğü, incelediği yerlerden edindiği bilgi, görgü ve izlenimlerini yansıtan yazılara gezi yazısı deniyor. Doğal olarak, bu yazıların birkaçı birleşirse veya uzunca yazılmışsa, gezi kitabı kategorisine giriyor.

Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin “Fransa Seyahatnamesi”, o devirde “garp”ı anlatan seyahat kitaplarından sayılır.

Avustralya’nın prestijli gazetelerinden biri olan The Sydney Morning Herald’da geçtiğimiz yıllarda yayınlanan bir makalenin konusu gezi kitaplarıydı. Bu kitaplar her zaman insanlara yol göstermişler, bazen de art niyetli kişilerin rehberi olmuşlar. 1942’de İngiltere’yi bombalayan Alman uçaklarına emir veren subay, eline devrin ve günümüzün en iyi gezi kitaplarından biri olan Baedeker’ı alıp, orada önemli olarak geçen ne kadar yapı varsa hepsini hedef listesine koymuş. Sonuç ise yıkılan 50.000 bina. Aynı makaledeki en önemli isim ise İ.S. 150 yıllarında dünyadaki ilk gezi kitabını yazan Pausanias. Yazarın on ciltlik kitabı bugün bile modern gezginlerin başvuru kaynağı. Edebiyatın ilk ismi İzmirli Homeros, coğrafyanın babası Amasyalı Strabon ve tarih kitaplarının en büyük ismi sayılan Bodrumlu Herodot da Pausanias gibi Anadolu topraklarında doğmuş.

Gezi yazısı veya kitabı, başka bir kişinin gezide yaşadıkları ise, neden insanın ilgisini çekiyor? Madem her gezi kişiye özel, neden bir diğer kişinin “günce”si başka birini ilgilendiriyor?
Bu sorunun cevabını, yıllar önce Ahmet Haşim vermiş. Guebahane-i Laklakhan’da, subjektif gezi maceralarının kendisini nasıl büyülediğini çok güzel anlatmış: “Seyahatname okumanın tadını öteden beri bilirim. Bütün çocukluğum onları okumakla geçti. Kış geceleri dışarıda rüzgar eserken, bir gaz lambasının ışığını gözbebeklerimde iki altın nokta gibi taşıyarak, rahat bir koltukta okuduğum o Afrika ve Amerika seyahatnamelerinin masum ve namuslu üslubundan aldığım tadı, bana pek az edebiyat eseri verebilmiştir…”

Gezi kitaplarının ilk örneklerinden biri de, şüphesiz Marco Polo’nun yolculuklarını anlattığı kitaplar. Venedikli gezgin Marco Polo, Yakın Doğu ve Orta Asya ülkelerinde gördüklerini anlattığı kitabı, birçok dile çevrilmiş. Arap gezgini İbn Batuta da, Anadolu, Maveraünnehir ve Horasan’ı dolaşarak, oralarda yaşayan insanların hayatını eserinde çok güzel aktarmış. Piri Reis, “Bahriye”sinde Akdeniz’i pek güzel anlatmış…

Türk Edebiyatının GezginleriBilinen ilk Türk gezi kitabı, Seydi Ali Reis’in “Miratül-Memalik” adlı eseri. Seydi Ali Reis, Portekizliler’e karşı savaşırken fırtınaya yakalanıp karaya çıkmasını; Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye ulaşmasını aktarmış.
Katip Çelebi, “Cihannüma” adlı eserinde, uçsuz bucaksız Osmanlı ülkesinin bir çok şehrini kelimeleriyle resmetmiş.

Fakat, edebiyatımızda “gezi yazarı” deyince ilk akla gelen isim, kuşkusuz Evliya Çelebi olur. Hem Osmanlı topraklarını, hem de Avusturya, Habeşistan, Mısır, Dağıstan gibi ülkeleri anlattığı on ciltlik “Seyahatname”si, bugün dahi bir referans kitabı niteliğindedir. Devre göre kullandığı sade ve anlaşılır dil, “Erzurum’da çatıdan çatıya atlarken kışın donan kedi, bahar aylarının gelmesiyle çözüldü ve atlayışına devam etti” gibi abartılı bir betimleme yeteneği, yazarın okuyucuyu gülümsetip akıllarda kalmasını sağlar.
Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin “Fransa Seyahatnamesi”, o devirde “garp”ı anlatan seyahat kitaplarından sayılır. Ahmet Mithat Efendi’nin “Avrupa’da bir Cevelan” kitabı, upuzun bir tren yolculuğunu ve Avrupa kentlerini dile getirir. Tanzimat sonrası Türk yazarlar biraz daha batıya yönelmişler, Paris kafeleri artık okurlar tarafından iyice tanınır olmuştur.

Ali Bey’in “Seyahat Jurnali”, Cenap Şehabettin’in “Avrupa Mektupları”, gene devrin “çok satan” gezi kitaplarındandır.

Cumhuriyet Devri’nde öne çıkan gezi yazarlarına baktığımızda, göze ilk çarpan isimlerden biri Falih Rıfkı Atay olur. “Denizaşırı”, “Tuna Kıyıları”, “Taymıs Kıyıları”, “Hind”, “Yolcu Defteri”, “Bizim Akdeniz”; şu anda dahi okuyucuya büyük keyif veren kitaplar. Reşat Nuri Güntekin, Anadolu’yu dolaşarak “Anadolu Notları”nı kaleme almış. Saik Sabri Duran’ın “Akdeniz’de bir Yaz Gezintisi” ve “Finlandiya” isimli kitabıyla da Şükufe Nihal, devirlerinde büyük sükse yapmışlar. Sadri Ertem, Burhan Arpad ve derken Azra Erhat, Haldun Taner, Melih Cevdet Anday, Bedri Rahmi Eyüboğlu, okurlarına bambaşka dünyaların pencelerini aralamışlar.

Yorumunu yaz