Akdeniz | Antalya Myra (Demre)

Noel Geleneğinin Başladığı Yer Myra (Demre)

Bugünkü adı Demre olan Myra, Likya şehirlerinin en güzellerinden biri. Seraların ve portakal ağaçlarının arasından geçtikten sonra, karşınıza olağanüstü bir Grekoromen yani Yunanlılar tarafından yapılmış ama Romalılar döneminde restore edilip, büyütülmüş bir tiyatro çıkıyor.

MyraMyra’daki tiyatroda Talih Tanrıçası Tykhe’nin kabartması ve bir yazı var: “Şehrin tarihi zafer ve şansla dolu olsun”.

Myra’nın görkemli tiyatrosu olağanüstü bir mimariye sahip. Yan tarafta seyircilerin oturma yerlerine giden merdivenler var, önce en tepeye çıkın. Aşağıda, orkestra olarak adlandırılan yarı daire biçimindeki bölümde, sahne binasından kalma tiyatro masklarını göreceksiniz. Tiyatronun hemen yanında çoğu ev tipinde yapılmış olan kaya mezarları var. Aşağıdan başlayıp, yukarıya doğru çıkan bu mezarların bazılarının girişindeki kabartmalar dikkat çekiyor; birinde bir ölüm sahnesi, diğerinde bir savaşçı dikkatle bakıldığında görülebiliyor. Myra’nın tarihi limanı Andriake, Kaş’a giden yolun solunda bulunuyor. Limanın yakınında Roma İmparatorluğu’nun önemli buğday ambarlarından biri var. İmparator Hadrian döneminde, İ.S. 139 yılında yaptırılmış olan bina yaşına göre gayet iyi konumda.

Çayağzı diye geçen Andriake’den, Kekova ve civarına günlük turlar yapan tekneler kalkıyor. 45 dakika sonra kendinizi batık şehirde ve Akdeniz’in sularında buluyorsunuz. Bu bölgedeki Kaleköy zamanın durduğu bir yer. Kaleköy’de toplasanız 25 ev var ve deniz kenarındaki köye karadan ulaşım yok. Köye adını veren Ortaçağ kalesi Akdeniz’e tepeden bakan muhteşem manzaralı bir yapı, yanında ise Likya döneminden kalma inanılmaz lahitler var.

Patara’da doğup, Myra’da piskoposluk yapan Aziz Nikola şehrin en şöhretlisi. Batı dünyasının Noel Babası bizden hediye. Aziz Nikola İznik’te 325 yılında yapılan ve Hıristiyan dünyası için çok önemli bir yeri olan Konsil’e de katılmış. Aziz Nikola öldükten sonra, Demre’deki kilisede bulunan lahitlerden birine gömülmüş ama 1087’de İtalya’dan gelen korsanlar kemiklerini çalıp, Bari’de inşa edilen kiliseye koymuşlar. Aziz Nikola Günü her sene 6 Aralık’ta kutlanıyor ve çok sayıda ziyaretçi yapılan ayine katılıyor. 4.yüzyıldan kalma kilise, 1043 yılında IX. Konstantin ve 1862 yılında azizle aynı adı taşıyan Rus Çarı I. Nikola tarafından restore edilmiş. Bugün Bizans döneminden kilisede kalan tek şey, synthronon denilen piskoposun tahtının olduğu ve papazların oturma bölümlerinin bulunduğu mihraptaki bölüm. Bu arada tarihe meraklıysanız, Demre yakınlarındaki Ala ve Sion Kiliseleri’ni de görmeyi ihmal etmeyin.

NOEL BABA’NIN HİKAYESİ

Myra - Demre - Noel BabaNoel Baba’nın hikayesinin özü ise şu: Fakir bir adamın üç kızı var ve o dönemde başlık parasını kızlar veriyor. Baba kızları evlendiremiyor, kızlar kötü yola düşmek üzereyken devreye Aziz Nikola giriyor. Bacadan içeriye, içinde altın bulunan üç kese atıyor, ondan sonra namı yürüyor, denizcilerin de azizi haline geliyor. Ortodoks Hıristiyan denizciler sefere çıkarken “ Aziz Nikola bize güvenli bir yolculuk sağla” diye dua ederler. Fırtınalardan sağ salim döndüklerinde ise, küçük bir gemi maketini Aziz Nikola’ya adanmış kiliselere hediye olarak verirler. Bir gün yolunuz İstanbul, Haliç’teki Aya Nikola Kilisesi’ne düşerse, içerideki gemi maketlerine bakın.

Hem eski şehir, hem Aziz Nikola Kilisesi Antalya ve civarından gelen Rus turistlerin işgalinde. Restoranlar ve hediyelik eşyalar çok vasat. Aziz Nikola’nın heykeli eskiden kilisenin önündeki meydanı süslüyordu, ama insanlar Coca Cola firmasının 1930’lu yıllarda, ABD’deki Büyük Buhran sonrası ortaya çıkarttığı, kendi şirket renkleriyle giydirdiği kırmızı kukuletalı, beyaz sakallı, altında kızağı olan figürü istediler. Asıl heykel kilisenin girişinde bir yere konuldu, Amerikan reklam dahilerinin icadı da meydandaki yerini aldı. İşin komik tarafı Aziz Nikola’nın yaşadığı yerde hiç kar yağmamış! Anlaşılan o ki imaj her şey, gerisi hikaye.

NEREDE KALINIR?

Ankh Pansiyon
Tel: (0242) 874 21 71
Tam denizin üzerinde, Kekova manzaralı odalar sıradan ama Kaleköy çok büyüleyici.
Sahipleri ellerinden geleni yapıyorlar. Karnınız mı aç, sofra hemen donatılıyor. Ulaşım sadece denizden olduğundan Üçağız’a geliyorsunuz, sizi tekneyle alıyorlar.