Ege | Aydın – Afrodisias

Aşk Tanrıçasının Şehri, Afrodisias

AfrodisiasAfrodit güzellik ve aşk tanrıçası olunca biraz yoldan çıkmış. Hephaestus isimli bir koca, Hermes, Dionisos, Adonis gibi birkaç sevgili ve ilginç çocuklar Afrodit’in yaşamına ait bazı detaylar…

Afrodit’in oğulları arasında psikolojiye adını veren Psyche’nin sevgilisi aşk tanrısı Eros ile abartılı bir erkeklik organına sahip tanrı Bes de bulunuyor.

Afrodit Tapınağı

Aphrodisias Afrodit TapınağıDenizden 600 metre yükseklikte ve Büyük Menderes nehrinin kollarından birinin üzerinde yer alan Afrodisias Anadolu’daki en eski yerleşimlerden. Müzesinde o muhteşem heykellerin dışında Neolitik ve Tunç çağlarına ait eserleri de görüyorsunuz. Şehirde bulunan bir kabartmaya göre Afrodisias’ın ilk adı Ninoe, bu da Asur İmparatorluğu’nu kuran ve Semiramis’in eşi olan efsanevi kişi. Karya, Lidya ve Frigya gibi önemli medeniyetlerin kavşağında yer alan şehir, Romalılara verdiği destek sayesinde özellikle İ.Ö. 2.yüzyılda tarihteki yerini almaya başlamış.

O dönemde Pontus kralı olan Mithridates Anadolu’da 80.000 Romalıyı öldürüyor. Onun soyundan gelen II. Pharnace de Romalılara zorluk çıkartmaya devam ediyor. Ünlü imparator Sezar’ın kafası atıyor ve gelip Pontusluları yeniyor. Ardından da Tokat, Zile yakınlarında “Geldim, gördüm, yendim” anlamına gelen o ünlü sözünü söylüyor: “ Veni vidi vici”.

Romalıların gözdesi olan Afrodisias’ın da bahtı gülmeye başlıyor. Atalarının Afrodit’ten geldiğine inanan Sezar tanrıçanın tapınağına bir altın Eros heykeli hediye ediyor. Hıristiyanlığın, Roma imparatoru Konstantin tarafından resmi din olarak kabul edilmesi güzellik tanrıçasının popülaritesine gölge düşürmüyor. Yeni dini kabul ettirmek isteyen Hıristiyanlar bunun üzerine Afrodit’e tapınmak için, içinde orjilerin düzenlendiği tapınağı kiliseye çeviriyorlar. Afrodisias adı da “Haç’ın Şehri” anlamındaki Stavropolis’le değiştiriliyor.

 Lahitler,  Afrodisias Müzesi
Lahitler, Afrodisias Müzesi

Afrodit’in çocuğu Hermafrodit

Yüzyıllar çerçevesinde depremler ve istilalar, şehri tarihin sayfalarına gömmüş. Özellikle, 1402’de Timur’un Anadolu’yu yakıp yıktığı dönemden, Afrodisias da payına düşeni almış ve bir daha belini doğrultamamış. 1961’deki kazılar başlayana kadar köylüler tarihi eserlerle içiçe yaşamışlar. Bir gün kaybolup, bugünkü adı Karya’dan türemiş olan Geyre’ye yolu düşen ünlü fotoğrafçı Ara Güler gözlerine inanamamış. Duvarların arasında mermer kabartmalar, kolonlar, büstler görünce hemen sarılmış deklanşöre ve Batı dünyasında şehirle ilgili ilk kareler yer almaya başlamış. Restorasyona başlamadan önce Geyre’yi yaklaşık iki kilometre kadar batıya taşımışlar. Antik kente girdiğinizde karşınıza çıkan o güzel meydan eski Geyre’nin kahvesinin de olduğu meydan! Afrodisias Türkiye’deki en temiz ve düzenli ören yerlerinden biri.

Meydanın hemen sağında mevcut eserlere artık dar gelen müze bulunuyor. Müzenin içinde yontu sanatının olağanüstü örnekleri var. Afrodit’in heykelleri için ayrı bir salon yaratmışlar. Afrodias’da yapılan heykellerden biri de ünlü imparator Hadrian’ın erkek arkadaşı Bursalı Antonius’a ait ve Roma’daki Hadrian villasında bulunmuş.

Afrodit’in en ilginç çocuğu Hermafrodit. Bilindiği gibi bu terim tıpta çift cinsiyetliler için kullanılıyor. Güzelliğini anneden alan genç adam bir gün Bodrum girişindeki Bardakçı koyunda, çırılçıplak denize giriyor, ona aşık olan bir su perisi dayanamayıp denize koşuyor, sonra da genç adama sarılıyor ve öylece kalıyorlar, sonrasında da Hermafrodit ortaya çıkıyor! Afrodit aşkın da tanrıçası olunca aşk meşk durumlarını alevlendiren her türlü ilaca afrodizyak demişler!

Aphrodisias Tiyatro

Anadolu’daki en büyük stadyum

National Geographic’in kazılarını desteklediği antik şehirde, müzenin solundan devam ederseniz bir yuvarlak çizip aynı noktaya gelebilirsiniz. İlk göreceğiniz eser olan 8.000 kişilik tiyatroda orkestraya ait olan yarı yuvarlak alanı yükseltip, gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri de organize etmişler. Tiyatronun arkasındaki tepeden şehrin hoş bir manzarası var. Aşağıda Agora dedikleri Pazar Yeri, onun hemen arkasında da 2.yüzyıldan kalma Hadrian hamamları görülüyor. Frigidarium (Soğukluk), Tepidarium (Ilıklık) ve Caldarium (Halvet) bölümlerinden oluşan hamamların içinde bir yazıt bulmuşlar: “Değerli eşyalarınızı kabinlerde bırakmayın!” Bizans döneminde Piskopos Sarayı olarak kullanılan binanın yanında şehrin en zarif yapısı olan Odeon bulunuyor. 1700 kişilik kapasiteye sahip olan bu küçük tiyatroda konserler verilmiş, münazaralar yapılmış, binada belediye meclisinin toplantıları gerçekleştirilmiş. Hemen arkadaki Afrodit Tapınağı’nın 40 kolonundan geriye sadece 14 tane kalmış. Her ne kadar tapınağın inşaatı İ.Ö. 1.yüzyılda başlamış olsa da burada Afrodit’e tapınma geleneği yaklaşık 2700 yıl öncesine kadar gidiyor.

Tarihte bilinen en meşhur Afrodit heykelini ise bugünkü Datça’da bulunan Knidos’lu Praxiteles yapmış. Heykel antik çağda o kadar meşhurmuş ki zamanın gezginleri sırf bu heykeli görmek için paraya kıyıp Knidos’a gelmişler ve turizm şehirdeki başlıca endüstrilerden biri olmuş. İşin komiği erkek ziyaretçiler, bir tapınağın içinde bulunan heykeli hayranlıkla seyrettikten sonra, tapınakta çalışan kiralık hanımlarla aşk yapıp ibadetlerini tamamlamışlar!

Afrodisias çok sayıda filozof yetiştirmiş, entellektüeli bol bir şehir. Dönemin Felsefe Okulu tapınağın yanında yer alıyor. Tapınaktan devam ettiğinizde karşınıza şehrin en görkemli yapısı çıkıyor. Anadolu’nun en büyüğü, dünyadaki en iyi korunmuş stadyumlardan biri olan 1900 yıllık bu yapının 30.000 kişilik bir kapasitesi var. Değişik grupların özel oturma yerleri bulunan ve 30 sıradan oluşan stadyumun ölçüleri, 262 metreye 59 metre. Stadyumun arkasında İ.S. 350’li yıllarda yapılan 3,5 kilometrelik şehir surları var. Meydana dönmeden önce göreceğiniz son eser ise ihtişamlı Tetrapylon. Dört sıra halinde dörtlü kolonlardan oluşan bu anıtsal kapı, tapınağa giden yolun üzerinde inşa edilmiş. Yanında şehirdeki kazılara otuz yılını veren Prof.Kenan Erim’in mezarının bulunduğu bu yapı insanda hayranlık uyandırıyor. Üzerinde Eros’un ve Zafer Tanrıçası Nike’nin kabartmalarının olduğu mermer blokların ağırlığını düşündükçe, Romalıların inşaat tekniklerini bir kez daha takdir ediyorsunuz. Gezegenlerin adları bir istisna dışında, Roma tanrı ve tanrıçalarından geliyor ve bunlardan bir tanesi de Afrodit’in Roma dönemindeki adı olan Venüs. İstisna olan tek gezegen ise üzerinde yaşadığımız ve geçmişte bu tanrı ile tanrıçalara tapınılan dünyamız!

NE YENİR?

Anatolia Restoran
Tel: (0256) 448 81 38
www.anatoliaturizm.com.tr

Afrodisias’ı ziyaret edecekseniz, en güzel seçenek antik şehirdeki turu yaptıktan sonra, 2 kilometre ilerideki Anatolia restorana gitmek… Pide, menemen, fırında mantar, muhakkak tadına bakılması gerekenlerden. Tuvaletleri, Anadolu’nun en temizlerinden.

Doyurum Restoran
Tel: (0256) 451 22 90 Karacasu’dan geçtikten sonra yer alan Doyurum Restoran alternatiflerden biri. Yoğurduna, ev yapımı reçellerine bayılacaksınız. Anatolia restoranda olduğu gibi burada da sazıyla size yörenin türkülerini çalacak, hatta halay çektirecek bir saz ustası var.

Dünyadaki en iyi korunmuş stadyumlardan biri olan 1900 yıllık yapının 30.000 kişilik bir kapasitesi var.