Ege | İzmir – Efes

Tarihe ışık tutan, Efes

Efes Dünyanın kazılan en büyük Grekoromen şehri olan Efes, Anadolu’daki çoğu şehir gibi önce Yunan sonra Roma medeniyetlerine kucak açmış ve onların eserleriyle donatılmış. Şehrin sadece yüzde 10’u gün ışığına çıkarılmış olsa bile, sokaklarında yürürken eski Roma’nın havasını soluyabiliyorsunuz.

Efes Celsus Kütüphanesi
Celsus Kütüphanesi 12.000 kitaba ev sahipliği yapmış.

Selçuk’taki Efes Müzesi’nde sergilenen heykeller, büstler, figürinler o dönem hakkında bize önemli ipuçları veriyor.

Efes Domitian Meydanı
Domitian Meydanı adını bir Roma imparatorundan almış.

Efes Roma döneminde iki yüz elli bine yakın nüfusuyla, Küçük Asya olarak adlandırılan Anadolu eyaletinin başkenti olmuş. Din, ticaret, kültür ve sanat alanında bir yıldız gibi parlamış. Dünyanın yedi harikasından biri olan ve adını bölgeden alan İyon tarzı kolon başlıklarının üzerinde göğe doğru yükselen Artemis tapınağı, şehrin hem gurur hem de zenginlik kaynağı olmuş. Batı sahillerindeki en önemli liman olarak yetmiş iki milletten insan Efes’in sokaklarında dolaşıp, şehrin güzelliğinden büyülenmiş. Buna bir de Hıristiyanlığın en önemli şehirlerinden biri olması eklenince, Efes yapılan bir değerlendirmede yirminci yüzyılın en önemli iki kazı yerinden biri ünvanını almış. Paranın ilk basıldığı yer olan Lidya’ya yakın olan Efes aynı zamanda ilk bankanın açıldığı bir antik yerleşim.

Odeon’dan Celsus Kütüphanesi’ne

Bugün Efes ören yerine iki ayrı kapıdan giriliyor. Biri Selçuk’tan Kuşadası’na giderken sol kolda, Panayır dağının eteklerinde bulunan alt kapı, diğeri de Meryem Ana’ya çıkarken sağ kolda bulunan üst kapı. Menderes nehri üzerindeki Magnesia şehrinden gelenlerin kullandığı bu kapı Odeon isimli küçük tiyatro ile başlıyor. Aynı zamanda Belediye meclisinin toplantılarının yapıldığı bu yapı, Efes’teki kazılarda çıkarılmış Artemis heykellerinin bulunduğu Altar’ın (Sunak) yanında yer alıyor.

Selçuk MüzeBu heykeller bugün Selçuk’taki müzede, Efes’te bulunan çok sayıda antik eserle birlikte sergileniyor. Artemis bol göğüslü bir tanrıça, bu da onun bereket tanrıçası olmasından kaynaklanıyor. Aynı zamanda avcıların da tanrıçası olan Artemis’in vücudundakiler kimi arkeologlara göre göğüs değil, bereketin diğer bir sembolü olan yumurtalar. Altar’dan sonra adını Curetes isimli rahiplerden alan caddeden yokuş aşağıya inmemiz gerekecek.

Şehrin ana meydanlarından biri olan Domitian ismini zalim bir Roma imparatorundan alıyor. Ünlü spor malzemeleri markası Nike’ye adını veren zafer tanrıçası meydanı süsleyen mitolojik kahramanlardan yalnızca biri. Onun karşı köşesinde antik hastane ve eczanenin bulunduğu yerde de bir Hermes kabartması var. Aklınıza hemen Fransızların ünlü markası gelmesin, Hermes aslında Tanrıların habercisi, aynı zamanda da gezginlerin tanrısı. Domitian meydanı eskiden atlı arabaların gelebildiği son nokta olmuş. Biraz ileride gücün sembolü olan tanrı Herkül’ün kapısı var, orayı geçtiğiniz an kendinizi yaya bölgesinde buluyorsunuz. Her ne kadar biz kaldırımları şehirlerimizde hemen hemen her yıl değiştirsek de, Efes’teki kaldırımlar 1900 yıla meydan okuyor. Sanki dün yapılmış gibi sapasağlam bugünkü gezginleri ağırlıyorlar.

Yol üzerinde sağda Trajan isimli imparatora adanmış bir çeşme ile yeğeni Hadrian için yapılmış bir tapınak bulunuyor. Tapınağın arkasında hamamlar var. Hamamların girişinde başsız bir kadın heykeli bulunuyor. Kadının adı Scholastika, kendisi şehrin madamı. Genelevde kazandığı parayla hamamları restore ettirmiş. Zaten Efes’teki zenginler yaşadıkları bu şehri güzelleştirmek adına çok sayıda kamu binası yaptırmışlar ve bu kişilerin adları da belediye binasında kolonların üzerine kazınmış. Hamamın yakınındaki bir yapı ise çok enteresan. Latrin diye geçen bu tuvaletlerin özelliği onlarca deliğin yanyana sıralanmış olması! Anlayacağınız Romalılar pek çekingen değillermiş. Televizyon, radyo, gazete olmadığı için dünyada olup bitenleri ilk olarak bu iletişim merkezlerinde ihtiyaçlarını giderirken öğrenmişler! Bu cadde üzerindeki en önemli yapılardan biri de Teras Evler diye geçen zengin kesime ait yerleşim. Evler inanılmaz lüks, ortada avlular ve çeşme, duvarlarda fresk ve mozaikler var.
Bir spor markasına adını veren Nike, mitolojide zafer tanrıçası olarak geçiyor.

Efeslilere Mektup

Artık şehrin göbeğindeyiz. Efes’i 1895 yılından beri kazmakta olan Avusturyalılar bunun karşılığını fazlasıyla görüp, şehirden götürdükleriyle Viyana’da, Hofburg Sarayının içinde bir Efes Müzesi kurmuşlar ama haklarını da yememek lazım, 1970’lerde restore ettikleri Celsus Kütüphanesi akıllara durgunluk veren bir yapı. Türkiye’nin tanıtımında en çok kullanılan eserlerden biri olan kütüphane ve yanındaki Agora (Pazar Yeri) kapısı mükemmel bir konumda ve insanın nefesini kesiyor. Anlatanların yalancısıyım ama Efesli erkekler kitap okumaya pek düşkünlermiş. Yıllar sonra yapılan araştırmalar kütüphaneden gizli bir tünelin karşıdaki binaya geçiş imkanı sağladığını göstermiş. Tahmin etmek zor değil, karşıda şehrin genelevi bulunuyor! Anlayacağınız kitaba düşkün erkeklerden korkmak lazım! Kütüphaneden çıkıp Büyük Tiyatro’ya ilerlerken Mermer Cadde’den geçeceksiniz, ızgaraların altındaki kanalizasyon sistemine bir göz atın, yaklaşık yirmi asır önce bunları planlayan ve bugün bize “Darısı başımıza” dedirten adamları takdir etmemek mümkün değil. Yolda sol tarafta yerdeki mermere kazınmış şekillere bakmayı ihmal etmeyin. Denildiğine göre bu dünyadaki ilk reklam! Sol ayak, kadın ve kalpten oluşan bu şekillerin Türkçe meali şu: “Boş kalbini dolduracak güzel bir kadına ihtiyacın varsa solu takip et!” Bunun bu noktada olmasının sebebi limandan çıkan denizcilerin yollarını kolayca bulup geneleve ulaşması. O dönemlerde en önemli genelevlerden biri de Pompei’deymiş. İtalya’nın bu antik şehrine gittiğinizde genelevin duvarlarındaki freskler hala duruyor. Müşterilerle, vücutlarını pazarlamak zorunda kalan kadınlar lisan sıkıntısı yaşayınca, duvarlara resimler ve bunların bedelini gösteren paralar çizilmiş!

Efes’teki ünlü liman ya da diğer adıyla Arkadian caddesine geldiğinizde, Anadolu’nun en büyük tiyatrosuyla karşılaşacaksınız. Liman manzaralı 25.000 kişilik bu mekan halen sanatsal faaliyetler için kullanılıyor. Bu tiyatro o kadar meşhur ki İncil’deki “Efeslilere Mektup” bölümünde bile yeri var. Tarsuslu ünlü havari Pavlus, Efeslileri Hıristiyan yapmaya çalışırken galeyana gelen halk Demetrius’un liderliğinde burada toplanıp bağırmış “En büyük olan Efes’in Artemis’idir.”

Küçük Menderes’in getirdiği alüvyonlar Efes’in limanını doldurmuş, sivrisinekler şehrin sakinlerine sıtmayı taşımış ve tarihin en parıltılı dönemlerinden biri sona ermiş. Aya Sofya’yı inşa ettiren ünlü Bizans imparatoru Jüstinyen zamanında, Selçuk’un tepesine şehirdeki taşları kullanarak bir kale yapmışlar ve kalan nüfus oraya taşınmış.

NE YAPILIR?

Efes antik şehri dışında, Meryem Ana’yı Efes’e getiren, St. Jean’ın Kilisesini de ziyaret edebilirsiniz.

İsa Bey Camii 1375′te inşa edilmiş. Anadolu’daki en sıra dışı mimarilerden birine sahip. İmamıyla sohbet edin.

Çamlık’taki, Buharlı Tren Müzesi ilginç.

Selçuk pazarında dolaşmak çok keyifli.

Limanı alüvyonlarla dolmuş Efes, bugün var olsaydı, sahili Pamucak olacaktı. Pamucak, yaz aylarında tatilcilerle dolu.

NEREDE YENİR?

Amazon Restaurant
Tel: (0232) 892 38 79
Mönüde Ege otları ve sebzeler dışında Antikçağ Efes zeytin mezesi bile var. Kaçırmayın!

Teras Evler

Hadrian Tapınağı’nın girişindeki kemerin ortasında Tanrıça Kybele’nin bir rölyefi var.

Cebinizdeki 20 TL’lik banknotun üzerinde hem Hadrian tapınağını, hem de Efes’in görkemli yapısı Celsus kütüphanesini göreceksiniz.

Artemis Heykeli

Dünyadaki ilk reklam. Erkeklere yolu gösteriyor!

Efes’te yaşayan fakir kızlar çeyiz parası biriktirebilmek için dünyanın en eski mesleğini yaparlarmış, kimse de hor gözle bakmazmış.

Efes Tiyatrosu

Dünyanın yedi harikasından biri, ARTEMİS TAPINAĞI

Vaktinde hepsi Osmanlı topraklarında bulunan dünyanın yedi harikasından bugün sadece iki tanesi Türkiye sınırları içinde bulunuyor. Biri taşlarının bir kısmı Bodrum kalesinin yapımında kullanılan eski adıyla Halikarnas’daki Mozole, diğeri de Artemis Tapınağı. Her ikisinin de kaçırılan parçaları Londra’da British Museum’da sergileniyor, yolunuz düşerse kaçırmayın!

Dünyadaki ilk yerleşim birimi Çatalhöyük’e ev sahipliği yapan Anadolu, tarihin ilk tanrıçası Kybele’yi yaratan insanların diyarı olmuş. O dönemlerde kadınların doğurganlığı bir mucize gibi görüldüğünden kadınların hakimiyeti söz konusuymuş. Ana tanrıça Kybele, zaman tünelinde Kubaba, İştar, Ninoe, Artemis, Diana gibi değişik isimlerle adlandırıldıktan sonra günümüz Türkçesine Sibel olarak girmiş.127 kolonla inşa edilen tapınak, bugün Atina Akropolü’nde bulunan Parthenon’dan dört kat daha büyükmüş. Tarih yazarlarına göre Artemis Tapınağı’nın sütunlarından bazıları Aya Sofya’nın inşaatında kullanılmış. Efsaneye göre Artemis Tapınağı’nın yanmasının sebebi, Büyük İskender’in doğumu için Makedonya’ya yardıma giden Artemis’in tapınağını koruyamaması olmuş! O yüzden de Büyük İskender tapınağı yeniden yaptırmak istemiş.

Artemis Tapınağı’ndan kalan tek sütun.

Efes Agora’nın Girişi