Marmara Bölgesi | Edirne – Enez

Kuzey Ege’nin en bakir koyu, Enez

Enez sahiliEdirne’nin Yunanistan’a bitişik sahilindeki Enez, 2004 Ocak’ına kadar yasak bölgeydi. Her turist “yabancı” sayılır, askeri idareden izin almak gerekirdi. Yasak kalktı ama Enez umulduğu gibi turistlerle dolmadı. 4 km’lik tertemiz sahili ve harika denizi hâlâ keşfedilmeyi bekliyor.

Enez’in ilkçağlar’daki adı “Ainos”. Meriç Nehri’nin Ege Denizi ile kucaklaştığı bakir bir güzellik.

İstanbul’un pençelerinden kurtulduğu zaman, insan kendini başka türlü özgür hissediyor. Sanki üzerinden yük kalkıyor, sanki güneş başka türlü parlıyor.

En sevdiğim şey, yol boyu yeşillik ve çiçek. Enez adını çok duyduğum, hakkında çok okuduğum ama bir türlü göremediğim yerlerden. Hele Keşan’ı geçip son virajlı yola da girince, coğrafya ve insan profili iyice değişince, “Buralarda bir durum var” dedim kendi kendime. Yol sorduğumuz adamlar, arabaya kadar gelip tarif ediyorlar; köy kahvelerinde başka türlü bir Batılılık seziliyor, sokaklarda sarı saçlı bebeler oynuyor. Ayçiçeği tarlaları, tek şerit yol, verandalı kahveler, ortam siyah-beyaz bir film efekti yaratıyor. Sanki gitgide geriye, temize, bakire varıyoruz. Enez’in küçücük meydanında, kendimizi kaybediyoruz.

“Bu sezon çok yağış oldu, sezon bir türlü başlayamadı” diyor Sait Balcı. Aslında emekli matematik öğretmeni ama Enez’e aşık olup kendine bir otel yapmış. Topu topu iki ay süren sezonda, masraflarını çıkartmanın derdinde. “Enez çok güzel de, mazlum. Kumsalımız bakımsız, limanımızın açılması lazım.”

Enez’in bir hayli uzun süren askerliği, Ocak 2004′te son bulmuş. Hâlâ yollarda kasabadan olmayan bir kişi, yerlilerin gözünde “yabancı”. Şimdi, eskiden olduğu gibi, askeriyeden izinler almaya, yazışmalar yapmaya gerek yok ama biz onlar için hâlâ aynıyız: Yabancı!

Enez’in yerleşik nüfusu sadece 3 bin 500. Yazın, daha çok İstanbul’dan gelen yazlıkçılarla nüfus artıyor. Biraz biraz Yunanistan’dan da gelmeye başlamışlar. Ama yol problem, oysa liman yat limanına dönüştürülüp gümrük kurulsa, komşu sadece 10 dakikalık mesafede.

Enez kalesiAntik çağlardaki adı Ainos. Bölgedeki yerleşimin İ.Ö. 3000′lere kadar indiği sanılıyor. Ege’nin kuzey sahilinde, Meriç’in denize döküldüğü yarımada üzerindeki bu kasaba, neredeyse 500 kilometrekarelik bir alana yayılmış. Fatih Sultan Mehmet 1456′da, karadan ve denizden kuşatarak Osmanlı topraklarına katmış. Piri Reis, 16. yüzyılda yazdığı “Kitab-ı Bahriye”de, Enez’i çift limanlı bir ticaret merkezi olarak tanıtıyor.

Dört kilometrelik sahili olağanüstü. Deniz, yerlilere göre, kendini temizleyen ender denizlerden. Göller denizle karıştığından, hem tatlı hem de tuzlu su balıkları lezzetli. Belediye çok zayıf kalmış, bir çiçek dikmemiş, doğru dürüst yol yapılmamış. Plajlara su götürülmemiş, duş yok. Ama hammadde çok güzel.

Enez’de, olağanüstü bir güneş batışına şahit oldum. Ta Dedeağaç’a (Alexandropolis) kadar engin manzarayı seyrettim. Ayı Ahmet’in meyhanesinde, yerlilerden acıklı kaçak hikayeleri dinledim. Ayı Ahmet, “Afganlıları, Iraklıları doldurup getiriyorlar. Sallarda telef oluyorlar. Kucaklarında bebeleriyle sularda yok oluyorlar. Ölmeyen de yakalanıyor zaten, hemen sınır dışı ediliyor” diye anlatıyor; bir de güzel anlatıyor, insanın üç gün üç gece dinleyesi geliyor.

Ben Enez’de az kaldım. Ne Enez’in güzelliğine, ne Ayı Ahmet’e, ne kaymakam Sedat Sırrı Arısoy’a, ne de Enezli ilk dostum Sait Balcı’ya doyabildim. UNESCO’nun ayırdığı 450 bin avroluk ödeneğe, Enezliler kadar sevindim. Hem eve bu kadar yakın, hem bu kadar uzaklarda başka bir kasaba tanımadım. “Her daim sakinlik” seviyorsanız eğer, Enez bu isteğinizi yüzde yüz karşılayacak.

NASIL GİDİLİR?

İstanbul’dan gidiyorsanız, Kınalı çıkışından sonra, Tekirdağ, Keşan yönünü takip edip, Çanakkale ve Keşan, en son da Enez oklarına sapın. İstanbul Enez arası 280 km. Otobüsle gitmek isterseniz de, Keşan’a gidip, Enez minibüslerine binebilirsiniz. Yol çok güzel, hiç yormuyor.

NE YENİR?

Mutlaka balık. Kefal, yılanbalığı, cıbır, melendros… Fiyatlar çok uygun, balıklar çok taze. “Ayı Ahmet”, Ahmet Günenç’in meyhanesinde sohbet çok zevkli.

NE YAPILIR?

Ayı Ahmet’in yerinde veya Emre Restaurant’da balık yenir.
Enez Kalesi ve Meriç’in denize döküldüğü delta ziyaret edilir.
Aslında bir Osmanlı kervansarayı ama I. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin kullandığı “İngiliz Kışlası” gezilir.
Tuz Gölü, Peso Gölü ve Gala Gölü’nde yürüyüşler yapılır. Kuşların cıvıltısı dinlenir.
Hisar Dağları’nda yürüyüş yapılır, Yunanistan ve Türkiye aynı karede seyredilir.
Plajda yürünür, koşulur, mevsim yazsa yüzülür. Deniz muhteşem.