Marmara Bölgesi | İstanbul

Osmanlı’nın izleri, İstanbul

Osmanlı, Bizans ile yarışırcasına, yeni başkentini mimari şaheserlerle donatmış. Eserler çok fazla, burada ise öne çıkan birkaç tanesi yer alıyor.

Süleymaniye Camii İç Görünüş
Süleymaniye Camii, iç görünüm.
Bünyad Dinç

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olarak geçse de Osmanlının en ihtişamlı yapılarından biri. İstanbul’un en büyük, bazılarına göre de en güzel camii olan Süleymaniye, yedi tepeli şehrin üçüncü tepesini taçlandırıyor.
Kanuni’nin tahta geçişinin otuzuncu yılı olan 1550’de, Osmanlının en önemli mimarı Sinan tarafından inşasına başlanılan cami yedi yılda tamamlanmış. Dört minaresi Kanuni’nin İstanbul’da hüküm süren dördüncü, on şerefesi de Osmanlı’nın kuruluşundan itibaren onuncu sultanı olduğunu gösteriyor. Süleymaniye Camii içinde kervansaraydan medreseye, hamamdan hastaneye çok sayıda yapı barındırıyor. Kanuni ve Ukrayna asıllı eşi Hürrem Sultan’ın (Roxelana) türbeleri caminin bahçesinde yer alıyor. Sokağın öbür köşesinde ise, Edirne’deki Selimiye Camii’ni ustalık eseri olarak nitelendiren Mimar Sinan’ın mütevazi türbesi var.

Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı

Kapalıçarşı, 1461’den beri mevcudiyetini sürdüren, 60’a yakın sokağa ve 4.000 dükkana sahip, dünyanın en eski ve en büyük çarşılarından biri. Yeditepeli şehrin ikinci tepesine yerleşmiş olan Kapalıçarşı’nın ana caddesinde bol miktarda kuyumcu, ara sokaklarda derici, seramikçi, tekstilci, bakırcı, antikacı, envai çeşit hediyelik eşya satıcısı ve bol miktarda “uçan halı” var. Her dükkanda Türk konukseverliği, ince belli bardakta ele tutuşturulan tavşankanı çaylar, sohbet ve pazarlık esnasında sunuluyor. Eminönü’nde ise Kapalıçarşı’nın daha küçüğü olan Mısır Çarşısı var. Yeni Camiye gelir getirmesi için yaptırılan bu yapı baharatların gizemli dünyasına aralanan hoş bir kapı. Vaktinde İpek Yolu’ndan gelen kervanların son noktası olan çarşıda yok yok. Lokumdan safrana, havyardan kınaya her şey binlerce kokunun eşliğinde nihai tüketiciyle buluşuyor. Kapalıçarşı’da çok sayıda kafe var.

Cağaloğlu Hamamı

Türkler, hamamlarında Romalılardan esinlenmişler. Bir hamam, Frigidarium (Soğukluk), Tepidarium (Ilıklık) ve Caldarium (Halvet) bölümlerinden oluşuyor. Modern yaşam hamamları hayatımızdan çıkarmaya çalışsa da, hala onlarca hamam her dem sıcak ortamlarıyla sizi bekliyor. 1741 yılında I. Mahmut tarafından yaptırılan Cağaloğlu Hamamı, Kral VIII. Edward’dan Franz Liszt’e, İstanbul’da yaşamış ünlü hemşire Florence Nightingale’den Tony Curtis’e çok sayıda ünlüyü ağırlamış. Her ne kadar Cağaloğlu Hamamı en bilinen olsa da benim tercihim daha çok ara sokaklarda kalmış olanlar. Zeyrek Çinili ve Beylerbeyi hamamları daha az turistik ve o anlamda daha otantik.

Sultanahmet Camii eski Bizans Sarayı olan Daphne’nin yerinde inşa edilmiş.

Sultanahmet Camii

İstanbul SultanahmetAya Sofya’nın tam karşısında Sultanahmet Camii isimli bir mücevher var. Yapıldığı zaman dünyadaki altı minareli tek cami olan eser Sedefkar Mehmet Ağa’ya ait. İçinde bulunan yirmi binin üzerindeki İznik çinisi ve duvar bezemelerinden dolayı yabancıların Mavi Cami dedikleri bu yapı 1609-1616 yılları arasında yapılıp, şehrin siluetini değiştirmiş. Gün ışığından istifade etmek için 260 pencereyle süslenen caminin vitrayları da mavinin farklı tonlarını, ışık oyunlarıyla binanın içine aktarıyorlar. Camiyi yaptıran sultan olan Ahmet, bugün binanın bahçesindeki türbede ebedi istirahatına çekilmiş.

İbrahim Paşa Sarayı

Tarihi At Meydanı’nın üzerinde. Kanuni’nin sadrazamı İbrahim Paşa sarayını fazla büyük yaptırınca sonu birçok sadrazam gibi idam olmuş. Bina şu anda Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılıyor. Müzedeki eserler muhteşem, o yüzden geçmiş yıllarda Avrupa’da “Yılın Müzesi” seçildi. Cizre Ulu Camii’nden getirilen kapı, Selçuklu çinileri, Uşak halıları nefes kesenlerden. Alt katta ise kırsal kesimde hayatın ve el sanatlarının sergilendiği çok başarılı bir bölüm var. Avlusundaki kafe İstanbul’un en iyi kaçış noktalarından biri. Sultanahmet’i hayranlıkla seyrederek, kahvenizi yudumluyorsunuz.

Topkapı Sarayı.
Bünyad Dinç

Topkapı Sarayı

Osmanlı sultanlarına 400 yıl boyunca hizmet veren Topkapı, adını eskiden Sarayburnu’nda bulunan toplarla donatılmış bir kapıdan alıyor. Dolmabahçe sarayının 1856’da bitirilmesi ile eski saray haline gelen Topkapı dört büyük avludan oluşuyor. Aslında saray içinde Aya İrini, Arkeoloji Müzesi ve Gülhane Parkı’nın da bulunduğu çok geniş bir alana yayılmış. İlk IV.Mehmet zamanında ortaya çıkan Kaşıkçı Elması sarayın hazinesindeki çok değerli eserlerden yalnızca biri. Saraydaki Çin porselenleri koleksiyonu nefes keserken, Kutsal Hazineler özellikle Müslüman ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Sarayın manzarası inanılmaz. Bir terastan Boğaz ve Marmara mavinin tonlarını gözler önüne sererken, diğer terasta Haliç ve yeditepeli şehir gözlere ziyafet çekiyor. Girişi ikinci avludan olan Harem Dairesi için ayrı bilet almanız gerekiyor. Rehber eşliğindeki tur yaklaşık 45 dakika sürüyor. Üçüncü avludaki hazine bölümünde hepsi birbirinden güzel eserlerle dolu dört oda var.

Harem Dairesi girişi.
Bünyad Dinç

Topkapı Sarayı hazinesinde yer alan Kaşıkçı Elması.

Dolmabahçe Sarayı

Osmanlı, “Boğaz’ın hasta adamı” olmadığını göstermek için, Boğaz’da saraylar yaptırmış. 1856 yılında inşaatı biten Dolmabahçe, Topkapı Sarayı’nın 400 yıl süren saltanatını elinden almış. Sarayın inşaatı 13 sene sürmüş ve Balyan ailesi tarafından yapılmış. Atatürk bu sarayda yaşayıp öldüğü için Milli Saraylar’a bağlı. 600 metrelik rıhtımı var. Girişteki cami, Padişah Abdülmecit’in annesi Bezmialem Valide Sultan için yaptırılmış. İçinde 285 oda, 6 banyo ve 43 salon bulunuyor. En etkileyici kısmı, selamlık ile harem arasında kalan salon. Tam ortada, 4,5 tonluk Bohemya kristalinden yapılma bir avize var, altında da müthiş bir Hereke ipek halı.

Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de öldüğü Dolmabahçe Sarayı’nın adı denizin doldurularak yapılmasından geliyor.
Şemsi Güner

NE YENİR?

İstanbul’un tarihi yarımadası üzerinde Osmanlı’nın izlerini takip ederken yemek yiyebileceğiniz çok güzel yerler bulunuyor.

Fes Cafe
Tel: (0212) 526 30 70
www.fescafe.com
Hem Kapalıçarşı’nın içinde, Halıcılar Caddesi’nde, hem de Nuruosmaniye’nin ara sokaklarından biri olan Ali Baba Türbe sokakta yerleri var. Dekorasyon sıradışı. Her masa taze çiçeklerle süslenmiş. Yemekler ve servis enfes. İçinde doğal ürünlerden yapılma, sabunlar, peştamaller, yatak örtüleri satan Abdulla isimli dükkan da var. Bir yanda Doğulu bir büyü, diğer yanda Batılı, rafine bir zevk.

Bahar Restaurant
Tel: (0212) 512 74 39
Tencere yemekleri nefis. Kapalıçarşı’nın Nuruosmaniye Kapısı’nın yanındaki Yağcı Han’da.

Havuzlu Restaurant
Tel: (0212) 527 33 46
Kapalıçarşı’nın içindeki tek restoran. Şark Kahvesi’nin arka sokağında. Hem günlük çıkan yemekler var, hem de kebap.

Sultan Pub
Tel: (0212) 511 56 38
www.sultanpub.com.tr
Bir içki molası için ideal. Tramvay yolu üzerinde.

Balıkçı Sabahattin
Tel: (0212) 458 18 24
Balık sevenlerin uğrak noktası.

Pudding Shop Lale Restaurant
Tel: (0212) 522 29 70
www.puddingshop.com
Türk yemekleri ile midenize bir ziyafet çekmek için mola verebilirsiniz.

Tarihi Sultanahmet Köftecisi
Tel: (0212) 520 05 66
Hem ucuz hem de çok lezzetli.

Kurucu Ali Baba
Kanaat Lokantası
Tel: (0212) 520 76 55
Önünüzde kuru fasulye pilav, karşınızda Mimar Sinan’ın görkemli Süleymaniyesi.

Darüzziyafe
Tel: (0212) 511 84 14
Süleymaniye Camii’nin imareti bugün Türk yemekleri deneyebileceğiniz güzel bir restoran olarak hizmet veriyor.

Hamdi Restaurant
Tel: (0212) 528 03 90
www.hamdirestaurant.com
Kebaplar da güzel, manzara da.

Vonalı Celal
Tel: (0212) 516 18 93
www.vonalicelal.net
Vona Perşembe’nin eski adı, Celal Bey de 1974’den beri Karadeniz mutfağını Perşembe’de misafirlerine tattıran kişi. Büyük şehre gelip, Sahil Yolu, Cankurtaran’da restoran açmış. Restoranda yeni dünya, töngel, kara yemiş gibi 120 çeşit turşu var. Pazı simlesi, merulcan, salamura hamsi soğuk mezelerden bazıları. Sakarca, dible, kuymak, yağlaç ise ara sıcak olarak tercih edebileceklerinizden.